Mikro endodonti, dental operasyon mikroskobu altında yüksek büyütme ile uygulanan kanal tedavisidir. Ultrasonik uçlar, konik ışınlı bilgisayarlı tomografi, dijital radyografi ve elektronik apeks bulucularla desteklenir. Böylece çıplak gözle görülemeyen kanal ağızları ve ek kanallar bulunabilir, kök kırıkları saptanabilir ve kanal sistemi temizlenebilir. Seans, anatomiye bağlı olarak genellikle 60 ile 90 dakika sürer. 122 üst azı dişinde ikinci meziobukkal kanal, doğrudan görüşle dişlerin %64’ünde, mikroskop altında %84’ünde ve mikroskop altında seçici dentin kaldırıldıktan sonra %90’ında bulunmuştur (PubMed 33107451).
- 01Mikro endodonti, biyolojiden çok görüş alanındaki bir değişimdir: aynı kanal tedavisi mikroskop, CBCT, ultrasonik uçlar ve elektronik apeks bulucu ile uygulanır.
- 02Büyütme, bulunan yapıları değiştirir: 122 üst azı dişinde ikinci meziobukkal kanal saptama oranı doğrudan görüşle %64 iken mikroskop altında %84’e, seçici dentin kaldırıldıktan sonra %90’a çıkmıştır (PubMed 33107451).
- 03CBCT, klinik saptama yetersiz kaldığında başvurulan yöntemdir; aynı çalışmada klinik olarak bulunamayan dişlerde bu kanalın genel saptanma oranını %93’e yükseltmiştir (PubMed 33107451).
- 04Bu alanda 4 işlem öne çıkar: ilk kanal tedavisi, başarısız vakaların yeniden tedavisi, mikroskobik görüş altında apikal rezeksiyon ve dikey kök kırıklarının tanısı.
- 05Mikroskop altında yapılan bir seans anatomiye bağlı olarak 60 ile 90 dakika sürer ve kalıcı restorasyon yerleştirilene kadar diş ağır çiğnemeden korunur.
Mikro Endodontinin Tanımı ve Kullanılan Araçlar
Mikro endodonti, kanal tedavisinin dental operasyon mikroskobu altında, yüksek büyütme ve güçlü ışıkla yapılmasıdır. Tedavinin biyolojisi aynıdır. Enfekte ya da iltihaplı pulpa çıkarılır, kanallar şekillendirilip dezenfekte edilir ve kök ucuna kadar doldurulur. Değişen, hekimin çalışırken gördüğü alandır. Çıplak gözle ya da lup büyütmesiyle seçilemeyen kanal ağızları, ince çatlak hatları ve kanal duvarındaki ayrıntılar mikroskopta görünür hale gelir.
Mikroskoba birkaç yardımcı araç eşlik eder. Ultrasonik uçlar, kanal ağızlarını kaplayan dentini kontrollü biçimde inceltir ve kanal içindeki kırık alet ya da eski dolgu parçalarını çıkarmaya yardım eder. Konik ışınlı bilgisayarlı tomografi (CBCT), kök ve kanal yapısını üç boyutlu gösterir; klinik muayenede bulunamayan bir kanal ya da şüpheli bir kırık için başvurulur. Dijital radyografi tedavinin her aşamasını düşük dozla belgelemeye yarar. Elektronik apeks bulucular ise kanalın kök ucunda nerede bittiğini ölçerek çalışma boyunun belirlenmesine yardım eder.
Bu araçların ortak amacı, kanal tedavisi sırasında kanal sisteminin tamamına ulaşmak ve bunu yaparken sağlıklı diş dokusundan olabildiğince az kaldırmaktır. Kanal ağzını görmeden aramak, dişin tacında daha geniş bir boşluk açmayı gerektirir. Kanal ağzı büyütmeyle doğrudan görüldüğünde giriş daha dar tutulabilir ve dişin kalan duvarları daha kalın kalır. Bu, tedaviden sonra dişin kırılmaya karşı direnci açısından önem taşır.
Mikroskobun Kanal Bulmaya Etkisi
Büyütmenin somut katkılarından biri, gözden kaçabilecek kanalları bulmaktır. Üst azı dişlerinin meziobukkal kökünde çoğu zaman ikinci bir kanal bulunur ve bu kanal ince, girişi dentinle örtülü olabilir. Temizlenmeden bırakılan bir kanal, içindeki bakterilerle birlikte kök ucunda iltihabın sürmesine ve tedavinin başarısız olmasına yol açabilir.
Bu kanalı arayan bir klinik çalışma, farklı görüş yöntemlerinin sonucu nasıl değiştirdiğini adım adım ölçmüştür. Kanal tedavisi gereken 122 üst birinci ve ikinci azı dişinde ikinci meziobukkal kanal, doğrudan görüşle dişlerin %64'ünde, mikroskop altında %84'ünde ve mikroskop altında seçici dentin kaldırıldıktan sonra %90'ında bulunmuştur (PubMed 33107451). Klinik aşamalarda kanalın bulunamadığı dişler CBCT ile incelendiğinde genel saptama oranı %93'e yükselmiştir (PubMed 33107451). Klinik saptama birinci azı dişlerinde %93, ikinci azı dişlerinde %86 olarak raporlanmıştır (PubMed 33107451).
Bu sonuçlar iki şeyi birlikte gösterir. Birincisi, mikroskop ve seçici dentin kaldırma, klinik muayenede bulunabilen kanal sayısını belirgin biçimde artırır. İkincisi, CBCT ilk başvurulan araç olarak kullanılmaz; klinik yöntemler kanalı bulamadığında devreye girer. Bu sıralama hastayı gereksiz bir ışın dozundan korur ve tomografiyi gerçekten bir soruya cevap arandığında kullanır.
Çalışmanın sınırı da not edilmelidir. Tek merkezli bir klinik çalışmadır ve kanalın bulunup bulunmadığını ölçer; bulunan kanalın tedavisinin uzun dönem sonucunu ölçmez.
Geleneksel Kanal Tedavisiyle Farkı
Geleneksel kanal tedavisi ile mikro endodonti aynı adımları izler; aralarındaki fark bu adımların hangi görüşle yapıldığındadır. Geleneksel yaklaşımda hekim çıplak gözle ya da birkaç kat büyüten lup ile çalışır, görüntüleme için iki boyutlu röntgen kullanır. Mikro endodontide görüş alanı mikroskopla büyütülür, ışık doğrudan çalışılan kanalın içine düşer ve gerektiğinde üç boyutlu tomografiden yararlanılır.
Bu farkın pratikteki karşılığı birkaç noktada görülür. Kanal ağızları gözle görülerek bulunduğu için dişin tacında açılan giriş daha küçük tutulabilir. Kanal duvarındaki ince çatlaklar, kırık alet parçaları ya da eski dolgu artıkları görülerek temizlenebilir. Kalsifiye, yani zamanla daralmış ya da tıkanmış kanallarda, kanalın izini süren dentin rengi farkı büyütmeyle daha kolay ayırt edilir.
Hasta açısından iki yöntem benzer yaşanır. İki yöntem de lokal anestezi altında yapılır ve hasta tedavi sırasında mikroskobu yalnızca ağzının üzerinde duran bir cihaz olarak görür. Mikroskobun işlem sonrası ağrıyı azalttığına dair bu yazının dayandığı kaynaklarda doğrudan ölçülmüş bir veri yoktur. Çalışma alanı daha kontrollü olduğu için çevre dokuların daha az etkilenmesi hedeflenir, ama ağrının düzeyi büyük ölçüde dişteki iltihabın tedaviden önceki durumuna bağlıdır.
Mikroskop her kanal tedavisinde zorunlu bir araç sayılmaz. Düz, geniş kanallı ve anatomisi sade bir tek köklü dişte geleneksel yöntemle de iyi sonuç alınabilir. Büyütmenin katkısı, anatominin karmaşıklaştığı ve önceki tedavinin iz bıraktığı dişlerde artar.
Mikro Endodontide Yapılan İşlemler
Mikroskop altında yapılan işlemler dört başlıkta toplanır ve her biri farklı bir klinik soruya cevap verir.
İlki ilk kanal tedavisidir. Pulpası iltihaplanmış ya da enfekte olmuş bir dişte kanallar ilk kez temizlenir ve doldurulur. Mikroskop burada özellikle üst ve alt azı dişlerinde, kanal sayısı ve yerleşimi değişkenlik gösterdiğinde yarar sağlar.
İkincisi başarısız kanal tedavisinin yeniden tedavisidir. Daha önce kanal tedavisi yapılmış bir dişte ağrı, şişlik ya da röntgende kök ucunda iltihap sürüyorsa dişe yeniden girilir. Eski dolgu materyali çıkarılır, gözden kaçmış kanallar aranır ve kanal sistemi büyütme altında yeniden dezenfekte edilir. Önceki tedavide bırakılmış bir kanal çoğu zaman sorunun kaynağıdır ve mikroskop bu kanalı bulmayı kolaylaştırır.
Üçüncüsü apikal rezeksiyon, yani kök ucu cerrahisidir. Yeniden tedavi mümkün olmadığında ya da yeterli olmadığında, diş etinden kök ucuna ulaşılır, kök ucunun birkaç milimetresi ve çevresindeki enfekte doku çıkarılır ve kök ucu özel bir dolgu materyaliyle kapatılır. Mikroskop bu işlemde kesilen kök yüzeyindeki kanal ağızlarını ve çatlakları görmeyi sağlar.
Dördüncüsü dikey kök kırıklarının tanısıdır. Kökte boyuna ilerleyen ince bir kırık, röntgende çoğu zaman görülmez ve belirtileri diş eti hastalığına ya da başarısız kanal tedavisine benzeyebilir. Büyütme altında kırık hattı doğrudan görülebilir. Kırık doğrulandığında dişin korunma olasılığı düşer ve tedavi planı buna göre değişir; bu yüzden erken tanı, hastayı sonuç vermeyecek bir tedaviden korur.
Kök Ucu Cerrahisinin Uzun Dönem Sonuçları
Kanal tedavisine rağmen kök ucunda iltihabı süren bir dişte endodontik mikrocerrahi, dişi korumanın son aşamalarından biridir ve uzun dönem sonuçları sistematik olarak incelenmiştir. Kanal tedavisi yapılmış ve kök ucunda iltihabı süren dişlerde endodontik mikrocerrahinin sonuçlarını inceleyen bir meta-analiz, 10 çalışmayı değerlendirmiştir (PubMed 32899437). Randomize klinik çalışmalardaki 453 dişte havuzlanmış başarı oranı %91,3, ileriye dönük klinik çalışmalardaki 839 dişte ise %78,4 bulunmuştur (PubMed 32899437). Takip süresi 2 ile 13 yıl arasında değişmiş, sağkalım oranları %79 ile %100 arasında raporlanmıştır (PubMed 32899437).
İki çalışma türü arasındaki fark dikkat çekicidir. Randomize çalışmalar hasta seçimini ve tekniği daha sıkı denetler; ileriye dönük gözlem çalışmaları ise günlük pratiğe daha yakın bir hasta grubunu yansıtır. Bu yüzden gerçek hayattaki başarı beklentisi bu iki değer arasında bir yerde düşünülmelidir.
Aynı derleme sonucu etkileyen beş etken tanımlamıştır. Bunlar sigara kullanımı, dişin ağızdaki konumu ve türü, kökte dentin kusuru ya da çatlak bulunup bulunmaması, dişler arasındaki kemik seviyesi ve kök ucunu kapatmakta kullanılan dolgu materyalidir (PubMed 32899437). Bu etkenlerin bir kısmı hastanın elindedir. Sigarayı bırakmak ve diş eti sağlığını korumak, cerrahinin sonucunu destekler.
Yazarlar yüksek başarı oranlarının, işlemin eğitimli endodontistler tarafından yapılmasıyla elde edildiğini vurgulamıştır. Kökte dikey kırık bulunan bir dişte cerrahi bu başarıyı sağlamaz; kırığın ameliyattan önce ya da ameliyat sırasında büyütmeyle görülmesi, kararın doğru verilmesi açısından önem taşır.
Mikroskobun Özellikle Gerektiği Dişler
Kanal tedavisinde mikroskop, dişin anatomisi ya da tedavi öyküsü kanalları bulmayı zorlaştırdığında öne çıkar. Bu durumlar muayene ve röntgenle önceden büyük ölçüde tahmin edilebilir.
Kalsifiye kanallar ilk gruptur. Yaşla, derin dolgularla ya da geçirilmiş bir travmayla kanal zamanla daralır, bazen röntgende neredeyse görünmez olur. Böyle bir kanalın izini sürmek, büyütme ve ışık olmadan hem zor hem de kök duvarını delme riski taşıyan bir iştir.
Karmaşık anatomi ikinci gruptur. Birden fazla kanalı olan azı dişleri, kıvrımlı ya da olağan dışı eğimli kökler ve iki kanalın birleşip ayrıldığı kökler bu gruba girer. Üst azı dişlerindeki ikinci meziobukkal kanal bunun bilinen bir örneğidir.
Önceki kanal tedavisine rağmen ağrısı ya da iltihabı süren dişler üçüncü gruptur. Bu dişlerde bırakılmış bir kanal, kırık bir alet ya da eksik doldurulmuş bir kök ucu aranır. Diş travması geçirmiş ya da kırık şüphesi olan dişler de, kırık hattının yerini ve derinliğini görmek için mikroskopla incelenir.
Genel sağlığı nedeniyle tedavinin olabildiğince kontrollü ve kısa tutulması gereken hastalarda da büyütme, gereksiz doku kaldırmayı ve tekrar eden seansları azaltmaya yardım edebilir. Hangi dişin hangi grupta olduğu, klinik muayene ve röntgen birlikte değerlendirilerek belirlenir.
Seans Süresi ve Tedavi Sonrası Bakım
Mikroskop altında yapılan bir kanal tedavisi seansı, dişin anatomisine bağlı olarak genellikle 60 ile 90 dakika sürer. Kalsifiye kanallar, olağan dışı eğimli kökler ve daha önce doldurulmuş bir dişin yeniden tedavisi, düz bir vakadan daha uzun sürebilir. Bazı dişlerde kanal içine ilaç konularak tedavi iki seansa bölünür.
Tedaviden sonraki ilk günlerde dişte hafif hassasiyet ve çiğnerken rahatsızlık görülebilir. Hafif rahatsızlık için genellikle reçetesiz ağrı kesiciler yeterli olur. Ağrı giderek artıyorsa, yüzde şişlik ortaya çıkıyorsa ya da ateş eşlik ediyorsa kontrol randevusu beklenmeden hekime başvurulmalıdır.
Kanal tedavisi yapılan diş, kalıcı restorasyonu yerleştirilene kadar ağır çiğnemeden korunur. Kanal tedavisi dişin içini temizler, ama tacında açılan boşluk ve daha önceki çürük ya da dolgular dişi zayıflatmıştır. Özellikle azı dişlerinde kalıcı restorasyon çoğu zaman bir kron olur ve dişi çiğneme kuvvetlerine karşı kırılmaktan korur. Geçici dolguyla uzun süre beklemek, hem dişin kırılmasına hem de kanala yeniden bakteri sızmasına yol açabilir.
Kontrol randevularında kök ucundaki iyileşme röntgenle izlenir. Kök ucundaki iltihabın kemikte bıraktığı iz, tedaviden sonraki aylar içinde yavaş yavaş kapanır. Bu takip, tedavinin başarısını erken görmeyi ve gerekirse yeniden tedavi ya da cerrahi kararını zamanında vermeyi sağlar. Muayenede dişin kanal anatomisi, önceki tedavi öyküsü ve kırık şüphesi değerlendirildiğinde, mikroskobun o diş için ne katacağı somut olarak konuşulabilir.
Size en uygun tedaviyi birlikte planlayalım.
Ücretsiz Değerlendirme→- 1.Manigandan K, Ravishankar P, Sridevi K, Keerthi V, Prashanth P, Pradeep Kumar AR. Impact of dental operating microscope, selective dentin removal and cone beam computed tomography on detection of second mesiobuccal canal in maxillary molars: A clinical study. Indian J Dent Res 2020;31:526-530. PubMed 33107451
- 2.Pinto D, Marques A, Pereira JF, Palma PJ, Santos JM. Long-Term Prognosis of Endodontic Microsurgery-A Systematic Review and Meta-Analysis. Medicina (Kaunas) 2020;56. PubMed 32899437


