Açık kapanış, ağız kapalıyken üst ve alt dişlerin temas etmediği, çoğu olguda önde, daha azında arkada dikey bir boşluk bırakan bir maloklüzyondur. Neden ve tedavi aynı ayrıma göre ilerler: dental açık kapanışlar ağız alışkanlıkları veya sürme sorunlarıyla, iskeletsel olanlar ise çene büyümesiyle ilişkilidir. 14 çalışmayı içeren bir meta-analizde, şeffaf plak tedavisi erişkin anterior açık kapanışı ortalama 2,76 mm (%95 GA 2,23-3,28) kapatmıştır; bu etki molar intrüzyonundan çok kesici diş ekstrüzyonu ile sağlanmıştır (PubMed 39445659). Tedaviden sonra nüks görülebildiği için retansiyon planı tedavinin parçasıdır.
- 01Anterior açık kapanış, arka dişler kapanırken ön dişlerin temas etmemesi anlamına gelir; posterior açık kapanış bunun tersidir ve bu iki durum farklı tedavi yolları taşır.
- 02Şeffaf plak tedavisi erişkin anterior açık kapanışı ortalama 2,76 mm (%95 GA 2,23-3,28) düzeltmiştir; bu düzelme, 12 havuzlanmış çalışmada anlamlı molar intrüzyonu olmadan, esas olarak üst ve alt kesici dişlerin her birinde yaklaşık 0,85 mm ekstrüzyonla sağlanmıştır (PubMed 39445659).
- 03İskeletsel ankrajla molar intrüzyonu ölçülebilir nüks bırakır: ortalama 2,5 yılda havuzlanmış overbite nüksü 1,23 mm (%95 GA 0,81-1,64) olup, maksiller molar intrüzyonunda yaklaşık %12 ve mandibular molar intrüzyonunda %27,2 nüks görülmüştür (PubMed 32888097).
- 04Emme alışkanlığı değiştirilebilir bir risk etkenidir: 33 çalışmayı birleştiren meta-analizde alışkanlığı daha uzun süren çocuklarda anterior açık kapanış riski daha yüksek bulunmuş, günlük emzik kullanımı ise bu soruyu inceleyen 3 çalışmada 10,22 olasılık oranı (%95 GA 5,36-19,49) taşımıştır (PubMed 40619361).
- 05Tedavi süresi şiddete, yaşa ve yönteme göre değişir; genel bir ölçü olarak sabit apareyle kapsamlı tedavi 22 prospektif çalışmada ortalama 19,9 ay sürmüştür (PubMed 26926017).
Açık Kapanışın Tanımı ve Görünümü
Açık kapanış, ağız tamamen kapalıyken bazı üst ve alt dişlerin birbirine temas etmediği ve aralarında dikey bir boşluk kaldığı bir kapanış bozukluğudur. Normal kapanışta üst ön dişler alt ön dişleri önden bir miktar örter ve arka dişler birbirine oturur. Açık kapanışta bu örtüşme kaybolur. Boşluk çoğu olguda ön dişler arasında görülür, daha az olguda arka dişler arasında yer alır.
Açık kapanış çiğneme, konuşma ve görünüm üzerinde birlikte etki yapabilir. Ön dişler birbirine değmediği için sandviç, elma ya da bir dilim pizza gibi yiyecekleri ön dişlerle koparmak zorlaşır ve kişi bu işi yan dişlerle yapmaya alışır. Konuşurken dil ön dişlerin arasındaki boşluktan öne kayabilir, bu da özellikle s ve z seslerinde peltekliğe yol açabilir. Dudaklar dinlenme halinde tam kapanmayabilir ve kişi ağzından nefes almaya yönelebilir.
Hekim muayenede boşluğun nerede başlayıp nerede bittiğine, kaç dişi kapsadığına ve kaç milimetre olduğuna bakar. Gülüş hattının düzleşmesi, dudak pozisyonunda asimetri ve yüzün alt bölümünün uzun görünmesi de dikkat edilen bulgulardır. Bu değerlendirmenin amacı, açık kapanışın hangi tipe girdiğini belirlemektir, çünkü tedavi yolu tipe göre ayrılır. Dişlerin konumundan kaynaklanan bir açık kapanış ile çene kemiklerinin büyüme biçiminden kaynaklanan bir açık kapanış dışarıdan benzer görünebilir, ama biri tek başına ortodontik tedaviyle kapanırken diğeri çoğu zaman cerrahi ya da iskeletsel destek gerektirir. Bu yüzden ağız içi muayeneye ek olarak yüz fotoğrafları, dijital ölçü ya da model ve yan sefalometrik röntgen istenir.
Anterior, Posterior, Dental ve İskeletsel Tipler
Anterior açık kapanış, arka dişler birbirine kapandığında üst ve alt ön dişlerin temas etmemesidir. En sık görülen tiptir ve çocuklarda çoğunlukla parmak emme, uzun süreli emzik kullanımı ya da dil itimi gibi alışkanlıklarla ilişkilidir. Konuşmanın geliştiği yaşlarda ortaya çıktığında seslerin çıkarılmasını da etkileyebilir.
Posterior açık kapanış daha az görülür. Ön dişler normal kapanırken arka dişlerden bazıları birbirine değmez. Bu durum çiğneme verimini düşürür ve yükün kalan dişlere ve çene eklemine dengesiz dağılmasına yol açabilir. Arka dişlerin tam sürmemesi, dilin yan bölgelere yerleşmesi ya da çene eklemindeki değişiklikler bu tipe neden olabilir.
Tipin ikinci ekseni sorunun kaynağıdır. Dental açık kapanışta çene kemikleri arasındaki ilişki normale yakındır ve boşluk dişlerin konumundan ya da yeterince sürememesinden kaynaklanır. Bu olgular, özellikle erken fark edildiğinde, çoğunlukla ortodontik tedavi ile kapatılabilir. İskeletsel açık kapanışta ise sorun çene kemiklerinin büyüme yönündedir. Yüzün alt bölümü uzun, alt çene açısı dik ve arka bölgede üst çene aşağıya doğru fazla büyümüş olabilir. Bu olgular çoğu zaman kalıtsal özellik taşır, ergenlikte belirginleşir ve ileri durumlarda ortodontiyle birlikte ortognatik çene cerrahisi gerektirir.
Birçok hastada iki bileşen birlikte bulunur. Bu yüzden tedavi planı, boşluğun ne kadarının dişlerden, ne kadarının kemik yapısından kaynaklandığının ölçülmesiyle başlar.
Açık Kapanışın Nedenleri
Açık kapanışın tek bir nedeni yoktur. Alışkanlıklar, dilin çalışma biçimi, kalıtım, çene eklemi ve dişlerin sürmesi farklı hastalarda farklı oranlarda rol oynar.
Nedenler arasında en fazla nicel veriye sahip olan, emme alışkanlıklarıdır. Besleyici olmayan emme alışkanlıkları ile anterior açık kapanış arasındaki ilişkiyi inceleyen ve 33 çalışmayı birleştiren meta analizde, emzik ve parmak emme gibi alışkanlıkları daha uzun süren çocuklarda risk daha yüksek bulundu (PubMed 40619361). Günlük emzik kullanımını ölçen 3 çalışmanın birleşik sonucunda anterior açık kapanış için olasılık oranı 10,22 idi ve güven aralığı 5,36 ile 19,49 arasındaydı (PubMed 40619361). Ortodontik uçlu emziklerin kapanış bozukluklarını geleneksel emziklerden daha iyi önlediği gösterilmemiştir (PubMed 30054865).
Dil itimi ikinci önemli etkendir. Kişi yutkunurken ya da konuşurken dilini ön dişlerin arasına ittiğinde, bu tekrar eden baskı dişlerin tam sürmesini engeller. Dilin konumu hem sinir ve kas koordinasyonuna hem de alışkanlığa bağlıdır, bu yüzden bazı olgularda davranışsal ve kas eğitimine dayalı bir terapi gerekir. Burun tıkanıklığı ve ağızdan nefes alma dilin aşağıda durmasına yol açarak tabloya katkı yapabilir.
Kalıtım iskeletsel açık kapanışta belirgin rol oynar. Ebeveynlerde ya da kardeşlerde benzer bir kapanış varsa çocukta erken değerlendirme önerilir. Çene eklemi bozukluklarının bazıları kapanışı değiştirerek özellikle posterior açık kapanışa yol açabilir; bu hastalarda çenede tıklama, yüz ağrısı ya da ağzı tam açmada güçlük de görülebilir. Karma dişlenme döneminde dişlerin düzensiz sürmesi de iki çene arasında geçici ya da kalıcı boşluklar bırakabilir.
Belirtiler ve Tedavi Edilmediğinde Görülenler
Açık kapanışın günlük hayatta fark edilen belirtileri ağzın tam kapanmaması, ön dişlerle ısırma güçlüğü, peltek konuşma ya da bazı seslerin çıkarılmasında zorlanma, ağızdan nefes alma, çenede zorlanma hissi ve dar ya da asimetrik görünen bir gülüştür. Çocuklarda bu belirtiler çoğu zaman ebeveynin fark ettiği ilk işaretlerdir, erişkinlerde ise kişi yıllar içinde yiyecekleri yan dişlerle koparmaya alışmış olabilir.
Tedavi edilmeyen açık kapanışta çiğneme yükü temas eden az sayıdaki dişe biner. Bu dişlerde aşınma artabilir, diş eti ve kemik destek dokuları zorlanabilir. Ön dişlerle ısıramamak beslenme tercihlerini değiştirebilir ve lokmaların yeterince çiğnenmeden yutulmasına yol açabilir. Çene eklemine binen dengesiz yük, bazı hastalarda eklem ağrısı ve kas yorgunluğuyla kendini gösterebilir.
Görünüm de etkilenebilir. Tedavi edilmeyen açık kapanış yanak ve dudak kaslarının çalışma biçimini değiştirerek yüz dengesinde estetik bir bozulmaya katkı yapabilir. Dudakların kapanmaması ve ön dişlerin gülüşte düzgün bir hat oluşturmaması bazı hastalarda özgüveni etkiler.
Açık kapanış diğer kapanış bozukluklarından ayrılarak değerlendirilir. Derin kapanışta üst dişler alt dişleri fazla örter, açık kapanışta ise hiç örtmez. Alt dişlerin üst dişlerin önüne geçtiği ters kapanışta ve üst dişlerin alt dişlerin içinde kapandığı çapraz kapanışta bozukluk ön arka ya da yan yöndedir. Bu bozukluklar aynı hastada birlikte bulunabilir ve tedavi planı hepsini birlikte hesaba katar.
Şeffaf Plak ve Sabit Apareyle Tedavi
Dental kökenli açık kapanışların çoğu ortodontik apareylerle tedavi edilir. Sabit apareylerde braketler ve teller dişleri kademeli olarak yeni konumlarına taşır ve dikey yönde çalışan lastikler ön dişlerin birbirine doğru hareketine yardım eder. Tedavi süresi şiddete, yaşa ve seçilen yönteme göre değişir. Açık kapanışa özgü bir süre verisi yerine genel bir ölçü olarak, sabit apareyle yapılan kapsamlı ortodontik tedavi 22 çalışmada ve 1089 katılımcıda ortalama 19,9 ay sürdü (PubMed 26926017). Aynı derlemede gereken randevu sayısı ortalama 17,81 idi (PubMed 26926017).
Şeffaf plaklar, dişleri her biri bir sonraki adımı taşıyan kişiye özel plaklarla hareket ettirir. Invisalign gibi sistemler birçok erişkin anterior açık kapanış olgusunda kullanılabilir. Erişkinlerde şeffaf plak tedavisini değerlendiren 14 çalışmayı içeren sistematik derlemede, 12 çalışmanın birleştirildiği meta analiz açık kapanışta ortalama 2,76 mm düzelme gösterdi ve güven aralığı 2,23 ile 3,28 arasındaydı (PubMed 39445659). Bu düzelme üst kesici dişlerde 0,85 mm ve alt kesici dişlerde 0,86 mm uzamayla sağlandı; büyük azı dişlerinin kemiğe gömülmesinde ve alt çene düzleminin açısında anlamlı değişiklik saptanmadı (PubMed 39445659).
Bu bulgu, plakların hangi olguya uygun olduğunu da gösterir. Düzelme büyük ölçüde ön dişlerin uzamasıyla elde edildiği için dişlerin konumundan kaynaklanan hafif ve orta açık kapanışlarda plaklar iyi bir seçenektir. Çene kemiklerinin büyüme yönünden kaynaklanan belirgin iskeletsel açık kapanışta plaklar tek başına yeterli olmayabilir. Plak tedavisi dil pozisyonunu düzelten egzersizlerle birleştirildiğinde, dilin ön dişlere yaptığı baskının azalması da hedeflenir.
İskeletsel Açık Kapanışta Cerrahi ve Büyük Azı İntrüzyonu
İskeletsel açık kapanışta çoğu zaman ortodontiyle birlikte üst ya da alt çenenin cerrahi olarak yeniden konumlandırıldığı ortognatik cerrahi gerekir. Tedavi genellikle cerrahi öncesi ortodontik hazırlıkla başlar, ameliyatla çene kemikleri yeni konumlarına alınır ve cerrahi sonrası ortodontiyle kapanış bitirilir. Ağır olgularda ya da tek başına ortodontinin yetersiz kaldığı durumlarda önerilir.
Dikkatle seçilmiş bazı erişkinlerde daha az girişimsel bir seçenek, iskeletsel ankrajla büyük azı dişlerinin kemiğe doğru gömülmesidir. Çene kemiğine yerleştirilen küçük vidalar ya da plaklar, arka dişleri yukarı doğru iten kuvvete sabit bir dayanak sağlar. Arka dişler gömüldükçe alt çene yukarı doğru döner ve ön dişler birbirine yaklaşır.
Bu yöntemin kalıcılığı ölçülmüştür. 624 kayıttan 6 çalışmanın dahil edildiği sistematik derlemede ortalama takip 2,5 yıldı ve ön dişlerin dikey örtüşmesinde ortalama 1,23 mm geri dönüş görüldü; güven aralığı 0,81 ile 1,64 arasındaydı (PubMed 32888097). Üst büyük azılardaki gömülmenin yaklaşık %12'si, alt büyük azılardakinin %27,2'si geri döndü (PubMed 32888097). Yazarlar, büyük azılarda yüzde 10 ile 30 arasında geri dönüş görüldüğü için bu yöntemin kalıcılığının cerrahi yaklaşımlarda bildirilene benzer kabul edilebileceği sonucuna vardı ve kanıt kesinliğini çok düşük ile düşük arasında değerlendirdi (PubMed 32888097).
Bu sayılar açık kapanış tedavisinde geri dönüşün ölçülebilir bir risk olduğunu gösterir. Cerrahi ile iskeletsel ankraj arasındaki seçim, açık kapanışın miktarına, yüz profiline, hastanın beklentisine ve cerrahiyi kabul edip etmemesine göre yapılır.
Çocukta ve Erişkinde Tedavi Zamanlaması
Çocuklarda açık kapanış çoğu zaman alışkanlıklarla ilişkilidir ve bir kısmı alışkanlık bırakıldığında kendiliğinden geriler. Bu dönemde ilk adım emme alışkanlığının ya da dil itiminin sonlandırılmasıdır. Dil kafesi ya da parmak emmeyi önleyen apareyler gibi alışkanlık kırıcı apareyler, zararlı alışkanlığı kapanış gelişimini kalıcı olarak etkilemeden önce kırmak için kullanılabilir. Bu apareyler çene kemiklerinin hala büyüdüğü karma dişlenme döneminde daha etkili çalışır.
Çocuk diş hekimleri kapanışın gelişimini kontrollerde izler ve yaklaşık 7 yaş civarında ortodontik değerlendirmeye yönlendirebilir. Bu yaşta ilk kalıcı kesici ve birinci büyük azı dişleri yerini almıştır, açık kapanışın dental mi iskeletsel mi olduğu daha net ayrılabilir ve büyümeden yararlanan tedaviler zamanında başlatılabilir. Erken müdahale, ilerleyen yaşlarda daha karmaşık bir tedaviye gerek kalmamasına yardım edebilir.
Miyofonksiyonel terapi, dilin dinlenme ve yutkunma sırasındaki konumunu, dudak kapanışını ve burundan nefes almayı düzeltmeye odaklanan bir egzersiz programıdır. Özellikle dil itimi ya da ağızdan nefes almanın rol oynadığı olgularda hem tedaviye hem de tedavi sonrası korumaya katkı yapar. Hafif ve alışkanlığa bağlı olgularda alışkanlığın bırakılması ve bu egzersizler ilerlemeyi durdurabilir, ancak hizası bozulmuş şekilde sürmüş dişleri yeniden konumlandırmaz. Yerleşmiş bir açık kapanış bu yüzden yine ortodontik tedavi gerektirir.
Erişkinlerde büyüme tamamlandığı için tedavi daha uzun sürebilir ve iskeletsel bileşen varsa cerrahi ya da iskeletsel ankraj gibi daha kapsamlı yöntemler gündeme gelir. Dental kökenli erişkin olgularda ise şeffaf plaklar ve sabit apareyler iyi sonuç verebilir.
Tedavi Sonrası Kapanışı Korumanın Yolları
Açık kapanış tedavisinde geri dönüş, tedavi planının baştan hesaba katılan bir parçasıdır. Tedavi bittiğinde dişler yeni konumlarına yerleşmiş olsa da dil, dudak ve çiğneme kaslarının alışkanlıkları eski düzene dönme eğilimi taşır. Bu yüzden aktif tedavinin ardından pekiştirme dönemi başlar.
Pekiştirme için dişlerin iç yüzüne yapıştırılan sabit teller ya da gece takılan şeffaf pekiştirme plakları kullanılır. Hekimin önerdiği takma süresine uyulması, kazanılan kapanışın korunmasında belirleyicidir. Plakların düzensiz takılması ya da erken bırakılması, ön dişlerin arasında boşluğun yeniden açılmasına yol açabilir.
Alışkanlığın geri dönmemesi de aynı ölçüde önemlidir. Dil itimi ya da ağızdan nefes alma devam ediyorsa, tedavi sonrasında da miyofonksiyonel egzersizler sürdürülür ve gerekirse burun tıkanıklığı kulak burun boğaz uzmanıyla birlikte değerlendirilir. Çocuklarda emzik ya da parmak emmeye dönüş izlenir.
Kontrol randevularında hekim ön dişlerin dikey örtüşmesini ölçer ve önceki kayıtlarla karşılaştırır. Küçük bir geri dönüş erken fark edildiğinde pekiştirme plağının düzenlenmesi ya da kısa bir ek tedaviyle yönetilebilir. Muayeneye gelirken açık kapanışın ne zaman fark edildiği, ailede benzer bir kapanış olup olmadığı, çocuklukta emme alışkanlığı bulunup bulunmadığı ve uykuda ağızdan nefes alma ya da horlama olup olmadığı bilgisini getirmek, tipin belirlenmesini ve tedavi seçiminin doğru yapılmasını kolaylaştırır.
Size en uygun tedaviyi birlikte planlayalım.
Ücretsiz Değerlendirme→- 1.Correa E, Michelogiannakis D, Barmak AB, Rossouw PE, Javed F. Efficacy of Clear Aligner Therapy for the Treatment of Anterior Open Bite in Adults: A Systematic Review and Meta-Analysis. Orthod Craniofac Res 2025;28:261-270. PubMed 39445659
- 2.González Espinosa D, de Oliveira Moreira PE, da Sousa AS, Flores-Mir C, Normando D. Stability of anterior open bite treatment with molar intrusion using skeletal anchorage: a systematic review and meta-analysis. Prog Orthod 2020;21:35. PubMed 32888097
- 3.Gao C, Wang M, He H, Lei H, Mei L. Association between Non-nutritive sucking habits and Anterior open bite: A systematic review and meta-analysis. BMC Oral Health 2025;25:1124. PubMed 40619361
- 4.Tsichlaki A, Chin SY, Pandis N, Fleming PS. How long does treatment with fixed orthodontic appliances last? A systematic review. Am J Orthod Dentofacial Orthop 2016;149:308-18. PubMed 26926017
- 5.Medeiros R, Ximenes M, Massignan C, Flores-Mir C, Vieira R, Porporatti AL, et al. Malocclusion prevention through the usage of an orthodontic pacifier compared to a conventional pacifier: a systematic review. Eur Arch Paediatr Dent 2018;19:287-295. PubMed 30054865



