İçeriğe atla
MosdentİSTANBUL 1992
Dt. F. Zeynep Kaval Kabakaş
// Dt.

F. Zeynep Kaval Kabakaş

Diş Hekimliği
TDB Kayıt No
46541
Mezuniyet
2018
// HAKKINDA

BİYOGRAFİ

Dt. F. Zeynep Kaval Kabakaş, Mosdent'in diş hekimlerindendir ve aktif olarak hasta kabul etmektedir. İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nde 2013-2018 yılları arasında eğitim görmüş, 2018'deki mezuniyetinden bu yana meslek hayatının tamamını Mosdent bünyesinde geçirmiştir. Tek bir kurumda, aynı hasta çevresiyle yıllar içinde kurulan bu süreklilik, onun hekimliğinin en belirgin özelliklerinden biridir: hastalarını dosyalarından değil, hikayelerinden tanır.

1994'te İstanbul'da doğmuştur, aslen Trabzonludur; lise öğrenimini İstanbul Sabahattin Zaim Lisesi'nde tamamlamıştır. Diş hekimliğini seçerken onu çeken şey, bu mesleğin el işçiliği ile insan ilişkisini aynı koltukta buluşturmasıdır; bugün de işinin bu iki yüzünü birbirinden ayırmadan çalışır.

Klinik ilgi alanları restoratif, estetik ve dijital diş hekimliğidir. CAD-CAM dijital diş hekimliği eğitimi almış, "Dijital Diş Hekimliği ve Estetik 2019" programına katılmıştır. Dijital araçları işin gösterişli tarafı olarak değil, hastaya ne yapılacağını ekranda gösterip anlatabilmenin bir yolu olarak kullanır; ona göre hastanın kendi tedavisini görebilmesi, sürecin en güven verici adımlarından biridir.

Fakülte döneminde "Diş Hekimliği Uygulamalarında Duyulan Endişe" başlıklı araştırmada yer almıştır. Diş hekimi koltuğunun pek çok insan için taşıdığı gerginliği öğrencilik yıllarından beri ciddiye alan bir hekimdir; kliniğe çekinerek gelen hastalarla acele etmeden, adım adım ilerlemeyi klinik rutininin parçası sayar.

Klinik çalışmasının yanında Mosdent yönetim kadrosunda Hasta Hakları Sorumlusu görevini yürütmektedir. Hekim kimliği ile bu görev onun pratiğinde birbirini tamamlar: koltukta tedaviyi yapan da, hastanın sürecini anlamasını ve sorularını çekinmeden sorabilmesini dert edinen de aynı kişidir.

Hekimliğin dışında seyahat etmeyi ve kitap okumayı sever; voleybol ve masa tenisi oynar.

// KENDİ SÖZLERİYLE

RÖPORTAJ

Yakında
Sık sorulan

Hiçbir şikayetim yok, yine de kontrole gelmem gerekiyor mu?

Evet ve bu sorunun cevabını en iyi anlatan şey, kliniğimizde her gün gördüğümüz tablo: çürük çoğu zaman sessiz başlar. Diş ağrımaya başladığında iş genellikle küçük bir dolgunun sınırını çoktan aşmış oluyor.

Düzenli kontrolün amacı hastayı klinikte oyalamak değil; sorunu küçükken, tedavisi kısayken ve dişin kendi dokusu henüz yerindeyken yakalamak. Erken fark edilen bir çürüğün tedavisi ile geç kalınmış bir dişin tedavisi arasında hem işlem hem hastanın yaşadıkları açısından ciddi fark var.

Ben hastalarıma bunu şöyle anlatıyorum: kontrole gelmek "bir şey yaptırmaya" gelmek değildir. Kontrolün en güzel sonucu, hiçbir şey yapmadan "her şey yolunda, görüşmek üzere" diyerek uğurlamaktır. Bunu hastalarımla yeterince sık yaşayabiliyorsak ikimiz de işimizi doğru yapıyoruz demektir.

Yanlış bilinen

Korkuyorsam tedavi olamam, önce korkumu yenmem gerekir

Bunu tersinden düşünmenizi isterim: korkuyu evde tek başınıza yenmeniz gerekmiyor, o da bizim işimizin bir parçası. Diş hekimi endişesi utanılacak ya da saklanacak bir şey değil; koltuğa gerginlikle oturan pek çok insan var ve ben öğrencilik yıllarımda bu konudaki bir araştırmada yer aldığımdan beri bunun ne kadar yaygın olduğunu biliyorum.

Endişeli bir hastayla çalışırken ilk seansın tamamını sadece konuşarak geçirmek benim için kayıp değil, yatırımdır. Ne yapacağımı adım adım anlatırım, hastamın istediği an el kaldırıp süreci durdurabileceğini baştan söylerim ve bu sözü tutarım. Kontrolün kendisinde olduğunu bilen hastanın gerginliği çoğu zaman kendiliğinden küçülür.

"Korkak hasta" diye bir hasta tipi yoktur; kendisine süreç doğru anlatılmamış hasta vardır. Korku, tedavi olmamanın gerekçesi değil, tedaviyi birlikte nasıl yürüteceğimizi belirleyen bir bilgidir.

Vaka

İlk seansta koltuğa oturmayan hasta

Bir hastam ilk randevusuna geldi, muayene odasına girdi ve koltuğa oturmadı. Kapının yanındaki sandalyeyi gösterdi: "Bugün şurada otursam olur mu? Ben sadece konuşmaya geldim." Yıllardır diş hekimine gitmeyi ertelediğini, en son gittiğinde yaşadıklarının hala aklında olduğunu anlattı.

O gün ağzına aynayla bile bakmadım. Sandalyede oturduk, neden geldiğini, neden korktuğunu, nasıl bir süreç istediğini konuştuk. Giderken bir sonraki randevuyu kendisi istedi. İkinci seansta koltuğa oturdu ama "sadece bakacaksınız" şartıyla; öyle yaptık. Tedaviye ancak üçüncü buluşmamızda başladık ve her adımı, ne olacağını önceden anlatarak yürüttük.

Tedavi bittiğinde bana söylediği cümleyi unutmam: "Meğer ben tedaviden değil, söz hakkımın olmamasından korkuyormuşum." O hasta bana mesleğimin ölçüsünü hatırlattı: hız her zaman iyi hekimliğin göstergesi değildir. Bazen en doğru klinik karar, ilk gün hiçbir şey yapmamaktır.

Vaka

Elindeki tedavi planını anlamadan imzalamak istemeyen hasta

Bir gün bekleme salonunda, elindeki kağıtlara uzun uzun bakan bir hastamız dikkatimi çekti. Yanına gittiğimde önündeki tedavi planını gösterdi: "Kızım, ben bunların hiçbirini anlamıyorum ama ayıp olmasın diye soramıyorum" dedi. İmzalamak üzereydi; neyi onayladığını bilmeden.

Oturduk, planı satır satır birlikte okuduk. Hangi diş için ne öneriliyordu, hangi işlem neden gerekliydi, hangi sırayla ilerlenecekti; hepsini gündelik dille konuştuk. Sorularının bir kısmına ben cevap verdim, bir kısmı için tedaviyi planlayan hekim arkadaşımla tekrar görüşmesini sağladım. Sonunda planı yine imzaladı; ama bu kez ne imzaladığını bilerek.

Hasta hakları sorumlusu olarak da, hekim olarak da en çok önemsediğim şey bu: soru sormak hastanın lütfen tanınan bir ayrıcalığı değil, hakkıdır. "Ayıp olmasın diye soramadım" cümlesini bir kliniğin duvarları hiç duymamalı; bizim kapımız tam da bu sorular için açık.

Sınır

Hangi durumda tedavi önermiyorum

Sağlıklı ve sorunsuz bir dişe, sırf daha beyaz ya da daha biçimli görünsün diye geri dönüşü olmayan bir işlem yapılmasını doğru bulmuyorum. Böyle bir taleple gelen hastama önce dişinin mevcut halinin değerini anlatır, beklentisini daha koruyucu yollarla karşılayıp karşılayamayacağımıza birlikte bakarız.

Ağızda bekleyen asıl sorunlar dururken yalnızca görünür tarafın istendiği durumlarda da sıralamayı değiştiririm: önce sağlık, sonra görünüş. Çürüğü ya da diş eti sorunu çözülmemiş bir ağızda estetik işleme başlamak, boyası dökülen bir duvarı sıvamadan boyamaya benzer; kısa süre güzel görünür, sonra aynı yere döneriz.

Bir de benim için tartışmasız olan bir sınır var: hastam ne yapılacağını gerçekten anlamadıysa tedaviye başlamam. Kararsız ya da ikna edilmiş değil, bilgilenmiş ve karar vermiş bir hastayla çalışmak isterim; gerekirse tedaviyi erteler, bir görüşme daha yaparız. Kaybedilen birkaç gün, anlaşılmadan başlanmış bir tedavinin telafisinden her zaman daha kolaydır.

Yakında
HEKİMİN KALEMİNDEN
Bir tedaviye başlamadan önce hastamın onu gerçekten anlamış olmasını isterim; çünkü anlamadan verilen onay bana göre onay değildir, karar koltuğuna hastamla birlikte otururum.
Dt. F. Zeynep Kaval Kabakaş
F. Zeynep Kaval Kabakaş

Hekimliktenfazlası

Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Yakında
Bir sohbetle başlar

Dt. F. Zeynep Kaval Kabakaş ile tanışın.

WhatsApp

Hangi tedavi size uygun, emin değil misiniz? Neyiniz var? →