İçeriğe atla
MosdentİSTANBUL 1992
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
6
Yıl
Ortodonti
// Dr. Dt.

Enes Yusuf Gönül

Ortodonti · Şeffaf Plak Tedavisi
1500+yaklaşık vaka
TDB Kayıt No
68835
Mezuniyet
2020
Bilimsel Yayın
3
Dış Profil
// HAKKINDA

BİYOGRAFİ

Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül, Mosdent'in ortodonti hekimidir. 1996'da İstanbul'da doğmuş, lise öğrenimini İstanbul Nevzat Ayaz Anadolu Lisesi'nde tamamlamıştır. 2020'de İstanbul Medipol Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi'nden mezun olmuş, aynı yıl İstanbul Aydın Üniversitesi Ortodonti Anabilim Dalı'nda doktora eğitimine başlamış ve 2025'te tamamlayarak ortodonti alanında doktorasını almıştır. Mosdent öncesinde İstanbul Gelişim Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu'nun Ağız ve Diş Sağlığı programında öğretim görevlisi olarak çalışmıştır.

Doktora tezinde üç boyutlu doğrudan baskıyla üretilen ortodontik şeffaf plakları termoform yöntemiyle üretilenlerle karşılaştırmıştır; yani şeffaf plakları yalnızca kullanan değil, nasıl üretildiğini akademik olarak çalışmış bir hekimdir. Bu birikim klinik pratiğine doğrudan yansır: hastasına önerdiği apareyin hangi malzemeden, hangi yöntemle üretildiğini ve bunun tedaviye ne kattığını bilerek plan kurar. Klinik ilgisi şeffaf plak tedavileri, dijital ortodonti uygulamaları ve estetik ortodontik tedaviler üzerinde yoğunlaşır.

Ortodontik materyallerin bağlanma dayanımları, şeffaf plak teknolojileri ve ortodontik tedavilerde güncel yaklaşımlar üzerine ulusal ve uluslararası yayınları, kitap bölümü çalışmaları ile kongrelerde sözlü ve poster sunumları bulunmaktadır. Şeffaf plak ataşmanlarında kullanılan kompozitlerin bağlanma dayanımını karşılaştıran çalışması uluslararası hakemli bir dergide yayımlanmıştır; 1. Uluslararası Türk Aligner Derneği Kongresi'nde poster birincilik ödülü almıştır.

Öğretim görevliliği döneminde ağız ve diş sağlığı öğrencilerine ders vermiş olması, hasta iletişimine de yansıyan bir alışkanlık kazandırmıştır: karmaşık bir tedavi mekaniğini sadeleştirip anlatmayı işinin parçası sayar. Hastasının tedaviyi anlamadan sürece başlamasını istemez; çünkü şeffaf plak tedavisinde sonucu belirleyen şeylerden biri hastanın tedaviye ortak olmasıdır.

İleri düzeyde İngilizce bilmektedir. Klinik dışında fitness, masa tenisi ve futbolla ilgilenir; disiplin ve sürekli gelişim anlayışını mesleki yaşamına da taşıdığını söyler.

// KENDİ SÖZLERİYLE

RÖPORTAJ

Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Sık sorulan

Şeffaf plak tedavisi gerçekten etkili mi?

Evet, doğru vakalarda ve tedavi planına uygun şekilde kullanıldığında şeffaf plaklarla oldukça başarılı sonuçlar elde edilebilir. Tedavinin başarısında vakanın doğru değerlendirilmesi ve plakların önerilen süre boyunca düzenli kullanılması önemlidir. Her hastanın diş yapısı ve ihtiyacı farklı olduğu için tedaviyi kişiye özel planlıyoruz.

Sık sorulan

Şeffaf plaklar gerçekten fark edilmiyor mu?

Dürüst cevap: çok yakından bakan, ne aradığını bilen biri fark edebilir. Plaklar ince ve şeffaftır; günlük hayatta, normal konuşma mesafesinde çoğu insan karşısındakinin plak taktığını anlamaz. Bazı vakalarda dişlerin üzerine yerleştirdiğimiz küçük ataşmanlar yakın mesafede seçilebilir; bunu tedaviye başlamadan önce hastamla açıkça konuşurum.

İlk günlerde konuşmada hafif bir alışma süreci olabilir; bu geçicidir ve hastaların büyük bölümü kısa sürede plaklarla doğal konuşmaya döner. Yemek yerken ve fırçalarken plaklar çıkarıldığı için günlük hayattaki en görünür anlar zaten plaksız geçer.

Hastalarıma şunu söylüyorum: buradaki doğru beklenti görünmezlik değil, göze batmamaktır. Tel tedavisiyle karşılaştırıldığında estetik fark belirgindir; ama ben hiçbir hastamın tedaviye eksik ya da abartılı bir beklentiyle başlamasını istemem. Ne göreceğinizi baştan bilirseniz, süreç boyunca sürprizle karşılaşmazsınız.

Yanlış bilinen

Çocuğumun bütün kalıcı dişleri çıkmadan ortodontiste gitmenin ne anlamı var?

Aslında erken değerlendirme tam da bu nedenle önemlidir. Her çocuğun tedaviye hemen başlaması gerekmez; ancak büyüme ve gelişimin takip edilmesi bazı problemlerin doğru zamanda fark edilmesini sağlar. Özellikle çene gelişimiyle ilişkili problemlerde uygun zamanlama tedavinin planlanması açısından büyük önem taşır. Yani ilk ortodontik değerlendirme, mutlaka o gün tedaviye başlanacağı anlamına gelmez.

Yanlış bilinen

Bütün şeffaf plaklar aynıdır

Dışarıdan bakınca hepsi birbirine benzeyen ince, şeffaf apareyler; bu yüzden hastaların aynı olduklarını düşünmesi çok anlaşılır. Ancak doktora tezimi tam bu konuda yazdım ve şunu söyleyebilirim: şeffaf plaklar üretim yöntemine ve kullanılan malzemeye göre birbirinden ayrılıyor. Plağın nasıl üretildiği; kalınlığını, dişe uyumunu ve diş hareketi için uyguladığı kuvvetin özelliklerini etkileyebiliyor.

Hasta açısından bunun anlamı şu: şeffaf plak tedavisi tek tip bir ürün değil, planlamasıyla ve kullanılan sistemiyle birlikte değerlendirilmesi gereken bir tedavi. Bu yüzden ben plağı bir aparey olarak değil, arkasındaki tanı, planlama ve takip süreciyle bir bütün olarak görüyorum. Sorulması gereken soru "hangi plak daha iyi" değil, "benim vakam için bu sistem ve bu plan doğru mu" sorusudur.

Vaka

"Artık çok geç olduğunu düşünüyordum" diyen hasta

Kliniğimize başvuran hastamızın ilk görüşmede en dikkat çekici cümlesi, "Aslında uzun zamandır tedavi olmak istiyorum ama artık çok geç olduğunu düşünüyordum." oldu. Üst ön bölgesinde belirgin çapraşıklık, alt ön dişlerde düzensizlik ve kapanışta bazı problemler vardı. Ancak onu kliniğe getiren asıl neden yalnızca dişlerinin görünümü değildi: fotoğraf çektirirken gülümsemekten kaçındığını, konuşurken ağzını kapatma ihtiyacı hissettiğini ve yıllardır gülüşünü sakladığını anlatıyordu.

İlk muayenenin ardından yalnızca dişlerin dizilimini değil; kapanışını, çene ilişkilerini ve tedavinin uzun vadeli stabilitesini birlikte değerlendirdik. Hastamız için en önemli noktalardan biri, tedavinin günlük hayatını mümkün olduğunca az etkilemesiydi. Bu nedenle kendisiyle farklı tedavi seçeneklerini ayrıntılı şekilde konuştuk ve beklentilerine uygun bir tedavi planı oluşturduk. Süreçte en çok önem verdiğimiz konulardan biri, dişleri yalnızca "düz" hale getirmek değil, yüzün genel estetiğiyle uyumlu, fonksiyonel ve mümkün olduğunca stabil bir sonuç elde etmekti.

Aylar içerisinde dişlerin dizilimi kademeli olarak değişmeye başladı. Kontrollerde yalnızca klinik değişimi değil, hastamızın sürece dair hislerini de takip ettik. Bir kontrolde bize söylediği, "Artık fotoğraflarda gülümsememek için kendimi tutmuyorum." cümlesi, tedavinin bizim için en anlamlı sonuçlarından biri oldu. Tedavinin sonunda elde ettiğimiz değişim yalnızca dişlerin konumundaki değişiklik değildi; hastamızın gülüşüyle kurduğu ilişkinin de değiştiğini gördük.

Bu vaka bana bir kez daha şunu hatırlattı: ortodonti bazen yalnızca dişleri hareket ettirmek değildir. Bazen bir insanın yıllardır sakladığı gülümsemesini yeniden ortaya çıkarmaktır. Her hastanın diş yapısı, beklentileri ve tedavi süreci farklıdır; bu nedenle ortodontik tedavi planı kişiye özel olarak hazırlanmalı ve ayrıntılı klinik değerlendirme sonrasında belirlenmelidir.

Vaka

Altmış yaşında ortaya çıkan gömülü diş

İstanbul’dan kliniğimize başvuran 60 yaşındaki hastamız uzun yıllardır gülüşündeki bir dişin eksikliğinden ve dişlerindeki düzensizlikten rahatsızdı. Ancak yıllar boyunca ortodontik tedaviyi hiç ciddi olarak düşünmemişti; çünkü onun için ortodonti biraz daha gençlerin dünyasına ait bir tedavi gibi görünüyordu. "Benim yaşım geçti artık," diyordu.

Detaylı muayene ve radyografik değerlendirme yaptığımızda hikayenin aslında çok daha farklı olduğunu gördük. Yıllardır çıkmasını beklediği, fakat bir türlü ağız içerisine sürememiş olan diş, çene kemiğinin içerisinde gömülüydü. Röntgen görüntüsünü birlikte incelediğimizde hastamın ilk tepkisi "Demek dişim aslında oradaymış…" oldu.

Tedaviyi planlarken yalnızca dişlerin dizilimini değil; diş ve diş eti sağlığını, kemik yapısını ve gömülü dişin çevre dokularla ilişkisini de ayrıntılı şekilde değerlendirdik. Sonrasında hastamızla tedavinin seçeneklerini ve sürecin gerektireceği sabrı açıkça konuştuk; çünkü bu, "teli takalım ve birkaç ay sonra bitsin" diyebileceğimiz bir süreç değildi. Gömülü dişi kontrollü bir şekilde hareket ettirmek, doğru konuma getirmek ve bunu mevcut ağız yapısına zarar vermeden gerçekleştirmek gerekiyordu. Zaman zaman hastamızın sabırsızlandığı da oldu; benim cevabım hep aynıydı: "Biraz daha sabır. Dişiniz yıllardır orada bekliyor; ona biraz zaman vermemiz gerekiyor."

Ve sonra beklediğimiz gün geldi: uzun yıllardır çene kemiğinin içerisinde bulunan diş ağız içerisinde ilk kez görünmeye başladı. Hastamız aynaya baktığında yüzündeki şaşkınlığı hala hatırlıyorum: "60 yaşında bunu göreceğimi hiç düşünmezdim." Tedavi tamamlandığında yalnızca dişlerin dizilimi değişmemişti; yıllardır "benim için artık çok geç" diye düşündüğü bir şeyi gerçekleştirmişti. Bu vaka bana yaşın, ortodontik tedavi konusunda çoğu zaman düşündüğümüz kadar büyük bir sınır olmadığını bir kez daha hatırlattı. Önemli olan çoğu zaman ne zaman başladığınız değil, başlamaya karar verdiğiniz andır. Bazı gülüşlerin zamanı yoktur.

Sınır

Hangi durumda tedavi önermiyorum

Ağız bakımının yeterli olmadığı ve hastanın tedavi sürecinin gerektirdiği hijyen sorumluluğunu henüz üstlenemediği durumlarda tedaviyi ertelemeyi tercih ediyorum. Çünkü ortodontik tedavi yalnızca hekimin uyguladığı kuvvetlerden ibaret değildir; hastanın günlük bakım ve kontrollerdeki iş birliği de tedavinin önemli bir parçasıdır.

Bazen de hasta yalnızca küçük bir estetik ayrıntı nedeniyle başvuruyor olabilir. Eğer o küçük düzensizlik için uygulanacak tedavinin getireceği risk veya yük, elde edilecek faydadan daha fazlaysa, "tedavi yapabiliriz" demek yerine "bence buna gerek yok" demeyi tercih ediyorum. Özellikle yetişkin hastalarda bu konu benim için daha da önemli: kemik ve diş eti sağlığı, mevcut restorasyonlar, köklerin durumu ve genel ağız sağlığı değerlendirilmeden yalnızca estetik bir hedef üzerinden tedavi planlamak doğru değildir.

Bir başka önemli nokta da gerçekçi olmayan beklentiler. Hastanın hedefi biyolojik olarak mümkün değilse, sağlıklı sınırlar içerisinde elde edilemeyecek bir sonucu vaat etmek yerine bunu açıkça anlatmak gerekir. Bazen en doğru tedavi kararı, tedaviye başlamamaktır. Çünkü benim için iyi bir ortodontist olmak yalnızca hangi tedaviyi yapabileceğini bilmek değil; hangi hastada, hangi zamanda ve hangi durumda tedavi yapmaması gerektiğini de bilmektir.

Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
HEKİMİN KALEMİNDEN
Benim için tedavi, dişleri bir yerden başka bir yere taşımak değil; hastanın yüzüyle, biyolojisiyle ve hayatıyla uyumlu bir denge kurmak. Şeffaf plaklar ise bu dengeyi en hassas şekilde inşa edebildiğim araçlardan biri.
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Belgelendirilmiş yetkinlik

Sertifikaİleri Eğitim

  1. 01TPAO Congress · Köln, 2025
  2. 02Türk Ortodonti Derneği Sempozyumu · 2024
  3. 03Kleiber High-Level Orthodontist · 2023
  4. 04Plan My Case Kursu · 2023
  5. 05Orthero Masters Class Semineri · Prof. Dr. Ravindra Nanda, 2022
  6. 06Türk Aligner Derneği Semineri · 2022
  7. 07Türk Aligner Derneği İzmir Kursu · 2022
  8. 08Türk Ortodonti Derneği Sempozyumu
Enes Yusuf Gönül

Hekimliktenfazlası

Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül
// Doğrulanabilir Künye

Bilimsel Yayınlar (3)

Tezler

01
  1. 03

    Doktora tezi · Üç boyutlu doğrudan baskıyla ve termoform yöntemiyle üretilen ortodontik şeffaf plakların karşılaştırılması. İstanbul Aydın Üniversitesi, Ortodonti Anabilim Dalı, 2025

    2025
Bir sohbetle başlar

Dr. Dt. Enes Yusuf Gönül ile tanışın.

WhatsApp

Hangi tedavi size uygun, emin değil misiniz? Neyiniz var? →