İçeriğe atla
MosdentİSTANBUL 1992
// Mosdent Journal

Dişler Kemik midir? Yaygın Bir Yanılgının Gerçeği

Hayır. Dişler ve kemikler hidroksiapatit ile mineralize olduğu için birbirine benzer görünür: dentin yaklaşık %70 hidroksiapatit, %20 organik madde ve %10 sudan oluşur. Belirleyici fark onarımdır; kemik yaşam boyunca canlı hücrelerle yeniden şekillenir, minede ise hücre hiç yoktur.

Dr. Dt. Ömer Faruk ŞarkbayYazan
Yayın
11 dkokuma
Yakın plan gülümsemenin yanında yüzen diş modelleri bulunan krem ve mavi bölünmüş banner
Mosdent Journal·11 dk
// Hızlı cevap

Dişler kemik değildir. Diş; mine, dentin, pulpa ve sementten oluşan dört dokulu bir yapıdır ve sindirim sisteminin parçası olarak görev yapar. Kemik ise iskelet sistemine ait, damar ağı bulunan bir bağ dokusudur; ilik, periost ve üç canlı hücre hattı içerir. İkisi de hidroksiapatit ile mineralize olduğu için birbirine benzer görünür: dentin yaklaşık %70 hidroksiapatit, %20 organik madde ve %10 sudan oluşur; sementin inorganik içeriği yaklaşık %45 ile %50 arasındadır. Belirleyici fark onarım kapasitesidir. Kemik sürekli yeniden şekillenir ve kırığı iyileştirir; mine hücresizdir ve kaybedildiğinde geri büyümez.

// Anahtar noktalar
  • 01Diş dört dokudan oluşur: mine, dentin, pulpa ve sement. Kemikte kolajen matriks, mineral, ilik, periost ve üç hücre tipi bulunur: osteoblastlar, osteositler ve osteoklastlar.
  • 02Dentin yaklaşık %70 hidroksiapatit, %20 organik madde ve %10 sudan oluşur; sement yaklaşık %45 ile %50 arasında inorganik, %50 ile %55 arasında organik madde ve su içerir.
  • 03Tip I kolajen, kemiğin organik matriksinin yaklaşık %90 ile %95 arasını oluşturur; bu yapı kemiğe minede hiç bulunmayan çekme esnekliğini verir.
  • 04Onarım kapasitesi iki yapıyı kesin biçimde ayırır: kemik yaşam boyunca yıkılır ve yeniden yapılır, dentin odontoblastlar aracılığıyla sınırlı tersiyer dentin üretebilir, minede hücre yoktur ve mine yenilenemez.
  • 05Sınıflandırma işleve göre yapılır: dişler mekanik sindirim organlarıdır; kemikler destek, koruma, hareket ve mineral depolama organlarıdır.

Birçok kişi "Dişler kemik midir?" diye merak eder. Bu soru, dişler ile kemikler arasındaki görünür benzerliklerden doğar; ikisi de serttir, beyazdır ve vücudumuzun yapısı için gereklidir. Ancak bazı özellikleri paylaşsalar da dişler ve kemikler bileşim, işlev ve iyileşme kapasitesi bakımından temelden farklıdır.

Dişler ile kemikler arasındaki ayrımı anlamak, hem ağız sağlığı hem de genel sağlık açısından yol göstericidir. Dişler sindirim sisteminin ayrılmaz bir parçasıdır ve yiyeceklerin parçalanmasına yardımcı olur. Kemikler ise iskelet sisteminin parçasıdır; vücuda destek sağlar ve hayati organları korur. Bu farkları bilmek, diş bakımı ve genel sağlıkla ilgili daha bilinçli kararlar almanıza yardımcı olabilir.

Bu yazıda "Dişler kemik sayılır mı?" sorusunu ele alacak, dişleri ve kemikleri birbirinden ayıran özgün yönleri inceleyeceğiz. Bileşimlerini, işlevlerini ve iyileşme süreçlerini değerlendirerek dişlerin neden kemik sınıfına girmediğini açık biçimde anlatmayı amaçlıyoruz.

/ Dişlerin Yapısı: Dört Temel Dokuyu Anlamak

Dişler, her biri dişin dayanıklılığı, duyarlılığı ve canlılığı için ayrı görev üstlenen dört farklı dokudan oluşan karmaşık yapılardır. Bu bileşenleri anlamak, dişlerin kemiklerden nasıl ayrıldığını ve neden özel bakım gerektirdiğini görmeyi sağlar.

1. Mine: Koruyucu Dış Tabaka

Mine, insan vücudundaki en sert maddedir ve temel olarak kalsiyum fosfatın kristal formu olan hidroksiapatit kristallerinden oluşur. Mineralden zengin bu tabaka dişin kronunu kaplar; fiziksel aşınmaya, asitler ve bakterilerden kaynaklanan kimyasal erozyona karşı güçlü bir kalkan görevi görür. Olgun mine yaklaşık %96 hidroksiapatit, %1 organik madde ve %3 su içerir. Mine hücresizdir ve sinir uçları barındırmaz. Mineyi oluşturan ameloblastlar diş sürdüğünde kaybolduğu için, mine hasar gördükten sonra yenilenemez. Bu nedenle mine bütünlüğünü korumak uzun dönem diş sağlığı için belirleyicidir.

2. Dentin: Destekleyici İç Tabaka

Minenin altında, diş yapısının büyük bölümünü oluşturan kalsifiye bir doku olan dentin yer alır. Dentin mineden daha yumuşak ve daha gözeneklidir, ancak dişe kayda değer bir dayanıklılık sağlar. İçinde, mineden pulpaya duyuları ileten mikroskobik tübüller bulunur; bu nedenle sıcaklık ve basınç gibi uyaranlara karşı hassasiyet gelişebilir. Dentin yaklaşık %70 hidroksiapatit, %20 organik madde ve %10 sudan oluşur. Mineye kıyasla dentin, uyaranlara yanıt olarak sekonder dentin oluşumu yoluyla sınırlı bir onarım gösterebilir.

3. Pulpa: Dişin Canlı Çekirdeği

Dişin merkezinde, sinirleri, kan damarlarını ve bağ dokusunu barındıran yumuşak bir doku olan pulpa bulunur. Pulpa krondan köke uzanır; dişin beslenmesinden ve duyunun iletilmesinden sorumludur. Diş gelişimi sırasında dentin oluşumunda da rol oynar. Derin çürükler ya da travma gibi nedenlerle pulpa zarar gördüğünde pulpitis gibi durumlar ortaya çıkabilir; bu durumda dişi korumak için kanal tedavisi gibi işlemler gerekebilir.

4. Sement: Kökü Tutan Doku

Sement, diş kökünü kaplayan ve dişi çene kemiği içinde güvenli biçimde tutan kemik benzeri bir dokudur. Mine ve dentinden daha yumuşaktır; yaklaşık %65 inorganik madde, %23 organik madde ve %12 sudan oluşur. Sement damarsızdır; çevredeki periodontal ligamentten, gömülü hücreler aracılığıyla besin alır. Diş stabilitesinde rol oynar ve fonksiyonel yüklenmelere ya da yaralanmaya yanıt olarak yeniden şekillenme gösterebilir.

Karşılaştırmalı Bakış

BileşenSertlikHücresel içerikYenilenme kapasitesiİşlev
MineEn sertYokYokKoruma
DentinOrtaVarSınırlıDestek ve duyarlılık
PulpaYumuşakVarVarBeslenme ve duyu
SementOrtaVarVarTutunma

Dişler, kemiklerle hidroksiapatit gibi bazı mineral içeriklerini paylaşır; buna karşın yapı ve işlev bakımından belirgin biçimde farklıdır. Dişlerde kemik iliği yoktur. Minenin kolajen içeriği yoktur; dentin ve sement ise kolajen içerir. Bununla birlikte diş dokularının iyileşme kapasitesi kemiklere göre sınırlıdır. Bu ayrımları bilmek, dişlerin neden kemik sınıfına girmediğini gösterir ve diş hekimliğine özgü bakımın neden gerektiğini açıklar.

/ Kemik Anatomisi: Kemikler Gerçekte Nelerden Oluşur?

Kemikler vücuda yapı, koruma ve destek sağlayan dinamik, canlı dokulardır. Kendilerine özgü bileşimleri sayesinde hem güçlü hem de esnek olabilirler; yaşam boyunca farklı zorlanmalara ve yüklere uyum sağlarlar.

1. Kolajen Lifler: Organik İskelet

Kemiğin başlıca organik bileşeni kolajendir; özellikle tip I kolajen, kemikteki kolajenin yaklaşık %90 kadarını oluşturur. Matrisin bütünü ise yaklaşık %40 organik ve %60 mineral içeriklidir. Bu kolajen lifler, kemiklere çekme dayanımı kazandıran esnek bir çerçeve oluşturur; böylece kemikler gerilme ve burulma kuvvetlerine kırılmadan direnebilir. Lamella adı verilen katmanlar hâlindeki kolajen lif düzeni, kemiğin gücüne ve dayanıklılığına katkı sağlar.

2. Mineralize Matriks: Hidroksiapatit Kristalleri

Kolajen matriksin içine kalsiyum fosfatın bir formu olan mineralize hidroksiapatit kristalleri yerleşir. Bu inorganik mineraller kemiklere sertlik ve basınca karşı dayanıklılık kazandırır; böylece kemikler vücut ağırlığını taşıyabilir ve iç organları koruyabilir. Mineralizasyon süreci, osteoblastların osteoid salgılamasıyla başlar; ardından kalsiyum ve fosfat iyonlarının birikmesiyle osteoid mineralize olur.

3. Kemik İliği: Kan Hücresi Üretim Merkezi

Belirli kemiklerin medüller boşluklarında yer alan kemik iliği, kan hücrelerinin üretiminden sorumlu yumuşak, süngerimsi bir dokudur. İki tip kemik iliği vardır: kırmızı ilik kırmızı kan hücreleri, beyaz kan hücreleri ve trombositler üretir; sarı ilik ise temel olarak adipositlerden, yani yağ hücrelerinden oluşur ve enerji deposu görevi görür. Erişkinlerde kırmızı ilik omurlarda, kaburgalarda, sternumda ve pelviste bulunur.

4. Periost: Koruyucu Zar

Periost, eklem yüzeyleri dışında kemiklerin dış yüzeyini kaplayan yoğun ve lifli bir zardır. İki tabakadan oluşur: dış lifli tabaka yapısal destek sağlar; iç kambiyum tabakası ise kemik büyümesi ve onarımı sırasında osteoblastlara farklılaşabilen osteoprogenitör hücreler içerir. Periost aynı zamanda kaslar ve tendonlar için tutunma bölgesi görevi görür; kemik dokusunu besleyen kan damarlarını da içerir.

5. Kemik Hücreleri: Hücresel Bileşenler

Kemik dokusunda, kemiğin oluşumuna, korunmasına ve yeniden şekillenmesine katkı veren birkaç hücre tipi bulunur:

  • Osteoblastlar: Kemik matriksini sentezleyip salgılayarak kemik oluşumundan sorumludur.
  • Osteositler: Kemik matriksi içine yerleşmiş olgun osteoblastlardır; kemik dokusunu sürdürür ve diğer kemik hücreleriyle iletişim kurar.
  • Osteoklastlar: Kemik dokusunu rezorbe eden büyük, çok çekirdekli hücrelerdir; kemik yeniden şekillenmesinde ve kalsiyum homeostazında rol oynar.

Bu hücreler, kemik bütünlüğünü korumak ve mekanik yüklere uyum sağlamak için birlikte çalışır.

6. Kemik Yeniden Şekillenmesi: Sürekli Bir Süreç

Kemik statik bir yapı değildir; yaşam boyunca sürekli yeniden şekillenir. Bu süreç, eski kemik dokusunun osteoklastlar tarafından yıkılması ve osteoblastlar tarafından yeni kemik oluşturulmasını içerir. Kemik yeniden şekillenmesi, kemiklerin mikro hasarları onarmasına, mekanik yüklere uyum sağlamasına ve mineral homeostazını düzenlemesine olanak tanır. Yaş, hormon düzeyleri ve fiziksel aktivite gibi etkenler kemik yeniden şekillenmesinin hızını etkiler.

Kemiklerin bileşimini anlamak, onların karmaşıklığını ve organik ile inorganik bileşenler arasındaki hassas dengeyi ortaya koyar. Bu bilgi, uygun beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve koruyucu bakım yoluyla kemik sağlığını sürdürmenin değerini gösterir.

/ Dişler ve Kemikler Arasındaki Temel Farklar

Dişler ve kemikler ilk bakışta benzer görünebilir; ikisi de vücutta bulunan sert, mineralize yapılardır. Buna rağmen bileşim, işlev ve yenilenme kapasitesi bakımından belirgin biçimde ayrılırlar. Bu farkları anlamak, ağız sağlığını ve genel sağlığı korumada yol gösterir.

  • İyileşme kapasitesi: En dikkat çekici farklardan biri iyileşme kapasitesidir. Kemikler kırıldığında kendini onarabilir. Bu süreçte önce kan pıhtısı oluşur, ardından kırık hattını köprüleyen yeni kemik dokusu gelişir. Dişler ise hasar gördüğünde kaybedilen yapıyı aynı şekilde yenileyemez. Örneğin mine kırılırsa ya da aşınırsa geri büyümez. Bu doğal onarım eksikliği, koruyucu diş bakımının neden daha fazla öne çıktığını açıklar.
  • Yapı: Kemikler süngerimsi iç yapıya ve iliğe sahip dinamik yapılardır. Kemik iliği, kan hücrelerinin üretimi için gereklidir ve kemiklerin merkezi boşluklarında bulunur. Dişlerde ise bu süngerimsi yapı ve kemik iliği yoktur. Dişler, merkezi ilik boşluğu olmadan mine, dentin, pulpa ve sementten oluşur.
  • İşlev: Dişler başlıca sindirim sisteminde görev alır; çiğneme sırasında yiyeceklerin mekanik olarak parçalanmasına yardım eder. Ayrıca konuşmada rol oynar ve yüz estetiğine katkı sağlar. Kemikler ise iskelet sisteminin parçasıdır; yapısal destek sağlar, iç organları korur, hareketi mümkün kılar ve kalsiyum gibi mineraller için depo görevi görür.
  • Büyüme ve yeniden şekillenme: Kemikler yaşam boyunca sürekli yeniden şekillenir. Bu süreç eski kemik dokusunun yıkılması ve yeni kemik oluşumunu içerir; böylece kemikler strese uyum sağlayabilir ve küçük hasarları onarabilir. Dişler sürdükten sonra büyümez ya da kemik gibi yeniden şekillenmez. Ağızda yerlerini aldıktan sonra aynı boyut ve şekli korurlar; oluşan hasar, diş hekimi tarafından tedavi edilmediği sürece kalıcıdır.
  • Sinir dokusu: Dişlerde pulpa içinde sinirler bulunur; bu sayede ağrı, sıcaklık ve basınç gibi duyular algılanır. Bu hassasiyet, çürük ya da çatlak gibi olası sorunların fark edilmesine yardımcı olur. Kemiklerdeki duyusal yapı diş pulpasındaki gibi değildir; konum ve hareketi algılayan proprioseptif geri bildirimler bulunur, ancak dişteki pulpa sinirleriyle aynı şekilde ağrı iletimi söz konusu değildir.

Dişler ve kemikler bazı yüzeysel benzerlikler taşısa da aralarındaki farklar derindir. Dişlerin doğal yolla iyileşememesi, ilik içermemesi, farklı işlevleri, sürdükten sonra büyüme göstermemesi ve kendine özgü sinir yapıları, vücutta üstlendikleri özel rolleri ortaya koyar. Bu farkları bilmek, diş sağlığını yaşam boyunca korumak için düzenli diş bakımına neden ayrı bir yer verilmesi gerektiğini gösterir.

/ Dişler Kemikler Gibi İyileşir mi?

Dişler, belirgin yenilenme kapasitesine sahip kemiklerin aksine sınırlı bir kendi kendini onarma yeteneğine sahiptir. Mine, dentin ve pulpa gibi diş dokularının iyileşme mekanizmalarını anlamak, diş sağlığını korumak için bakımın neden gerekli olduğunu açıklar.

  • Mine: Doğal yenilenme yoktur: Diş minesi, insan vücudundaki en sert maddedir ve temel olarak hidroksiapatit kristallerinden oluşur. Buna karşın canlı hücre, sinir ve kan damarı içermez. Mine asit erozyonu, çürükler veya travma gibi nedenlerle hasar gördüğünde ya da aşındığında yenilenemez. Mine kaybının erken dönemlerinde remineralizasyon görülebilir, ancak bu süreç sınırlıdır ve hasarlı mineyi tam olarak eski hâline getiremez. Bu nedenle mine bir kez kaybedildiğinde kalıcı olarak kaybolur.
  • Dentin: Sınırlı onarım kapasitesi: Minenin altında, diş yapısının büyük bölümünü oluşturan kalsifiye bir doku olan dentin bulunur. Dentin, odontoblast adı verilen canlı hücrelerle ilişkilidir; bu hücreler çürük ya da travma gibi uyaranlara yanıt olarak tersiyer dentin üretebilir. Bu onarıcı dentin, daha fazla hasara karşı bir bariyer oluşturarak pulpayı korumaya yardım eder. Ancak bu süreç kemiğin doğal iyileşmesiyle aynı değildir ve dişi özgün hâline döndürme kapasitesi sınırlıdır.
  • Pulpa: Sınırlı yenilenmeye sahip canlı doku: Pulpa, dişin en iç bölümüdür; sinirler, kan damarları ve bağ dokusu içerir. Pulpa çoğu zaman derin çürük ya da travma nedeniyle enfekte olduğunda veya hasar gördüğünde pulpitis ya da pulpa nekrozu gelişebilir. Bu gibi durumlarda enfekte dokunun uzaklaştırılması ve daha ileri komplikasyonların önlenmesi için kanal tedavisi gerekebilir. Yeni pulpa dokusu oluşumunu uyarmayı hedefleyen rejeneratif endodonti gelişmekte olan bir alandır; ancak bu işlemler hâlen deneysel aşamalardadır ve yaygın olarak uygulanmaz.
  • Kemik: Doğal iyileşme ve yeniden şekillenme: Dişlerin aksine kemikler, doğal iyileşme kapasitesine sahip canlı dokulardır. Bir kemik kırıldığında vücut inflamasyon, doku oluşumu ve yeniden şekillenmeyi içeren bir iyileşme süreci başlatır; sonunda kemiğin bütünlüğü yeniden sağlanır. Bu yenilenme kapasitesi, kemik dokusunda canlı hücrelerin ve kan dolaşımının bulunmasından kaynaklanır.

Kemikler iyileşme ve yenilenme açısından güçlü bir kapasiteye sahipken, dişlerin kendi kendini onarma mekanizmaları sınırlıdır. Bu farkları bilmek, geri dönüşsüz hasar gelişmeden önce iyi ağız hijyeni sağlama ve diş sorunları için gecikmeden diş hekimine başvurma gereğini ortaya koyar.

/ Dişler Kemik midir? Tıptaki Sınıflandırmanın Gerçeği

Hayır, tıbbi terminolojide dişler kemik olarak sınıflandırılmaz. Benzer görünümleri ve mineral içeriklerine rağmen dişler, kendine özgü özellikleri olan ayrı yapılardır.

Anatomik Sınıflandırma

Anatomik açıdan dişler iskelet sisteminin değil, sindirim sisteminin parçası kabul edilir. Temel işlevleri yiyeceklerin mekanik olarak parçalanmasına yardım etmek, yani çiğneme ve sindirime katkı sağlamaktır. Kemikler ise iskelet sisteminin temel bileşenleridir; vücuda yapı, destek ve koruma sağlar.

İşlevsel Bakış

Dişler ve kemikler sert, mineralize dokular olsa da rolleri ve yapıları belirgin biçimde farklıdır. Kemikler, hücresel yapıları ve kan dolaşımları sayesinde kırıldıklarında kendilerini onarabilir. Dişler ise kemiklerin yenilenme kapasitesine sahip değildir. Örneğin insan vücudundaki en sert madde olan diş minesi canlı hücre içermez ve hasar gördüğünde yenilenemez.

Kültürel Yanılgı

Dişlerin kemik sanılması büyük olasılıkla benzer görünümlerinden kaynaklanır; ikisi de beyaz ve serttir. Ancak daha yakından incelendiğinde farklar belirginleşir. Bu ayrımları anlamak, doğru diş bakımı ve ağız sağlığı yaklaşımı için gereklidir.

/ Kısa Özet

Dişler ve kemikler mineral içerikleri ve görünümleri gibi bazı benzerlikler taşısa da kendilerine özgü özellikleri olan ayrı yapılardır. Dişler mine, dentin, pulpa ve sementten oluşur; sindirim sisteminin parçasıdır ve yiyeceklerin işlenmesinde ve konuşmada rol oynar. Buna karşılık kemikler, iskelet sistemini oluşturan canlı dokulardır; destek ve koruma sağlar, hareketi mümkün kılar. Temel farklardan biri yenilenme kapasitesidir: kemikler iyileşebilir ve kendini yeniden şekillendirebilir; dişlerin, özellikle hasar gördükten sonra yenilenemeyen minenin, kendi kendini onarma kapasitesi sınırlıdır.

Bu farkları anlamak, iyi ağız sağlığını korumak için yol gösterir. Dişler kemikler gibi doğal yolla iyileşemediğinden, çürük ve hasarı önlemeye yardımcı olmak için düzenli ağız hijyeni, günde iki kez fırçalama, diş ipi kullanımı ve düzenli diş hekimi kontrolleri gerekir. Dişlerin kemik olmadığını bilmek, sorunlar ortaya çıktığında uygun diş hekimliği bakımına ve tedavilere yönelmeyi de kolaylaştırır.

Gülüşünüz size özeldir ve doğru bakımı hak eder. Diş sağlığınızla ilgili kaygılarınız varsa, dişlerinizin güçlü ve sağlıklı kalmasına destek olmak için bir diş hekimine danışın.

Size en uygun tedaviyi birlikte planlayalım.

Ücretsiz Değerlendirme
GenelMosdent
// Yazan
Ömer Faruk Şarkbay
Dr. Dt. Ömer Faruk Şarkbay
Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi

Size en uygun tedaviyi birlikte planlayalım.

WhatsApp’tan yaz
// Sık Sorulan Sorular

Sık sorulanlar

Dişler kemik sayılır mı?+

Hayır, dişler anatomik sınıflandırmada kemik sayılmaz. Dişler sindirim sistemine, kemikler ise iskelet sistemine aittir. Dişlerde kemik iliği, periost ve sürekli yeniden şekillenme döngüsü yoktur. Diş; mine, dentin, pulpa ve sementten oluşur. Kemik ise kan dolaşımı olan, onu yapan, koruyan ve yıkan üç hücre tipi içeren canlı bir dokudur.

Dişler ve kemikler neden birbirine bu kadar benzer görünür?+

Dişler ve kemikler benzer görünür çünkü ikisi de kristal yapılı kalsiyum fosfat olan hidroksiapatit ile mineralize olmuştur. Bu mineral sert ve beyaz görünümü oluşturur. Dentin yaklaşık %70 hidroksiapatit içerir; kemikte ise kolajen içine yerleşmiş hidroksiapatit kristalleri sertlik sağlar. Benzerlik esas olarak mineral düzeyindedir. Mine hücre, kolajen iskelet ve kan damarları içermez.

Kırılan bir diş parçası yeniden büyür mü?+

Hayır, kırılan mine yeniden büyümez. Mine hücresizdir; sinir ve kan damarı içermez. Bu nedenle kırıldığında, aşındığında veya erozyona uğradığında kendini yenileyemez. Erken dönem mineral kaybı kısmen remineralize olabilir, ancak bu süreç sınırlıdır ve kaybolan yapıyı yeniden kurmaz. Kırık kemik iyileşebilir, kırık diş ise kendi kendine eski biçimine dönmez.

Dişlerde kemik iliği bulunur mu?+

Hayır, dişlerde kemik iliği bulunmaz. Kemik iliği belirli kemiklerin medüller boşluklarında yer alır ve kırmızı hücreler, beyaz hücreler ile trombositleri üretir; erişkinlerde kırmızı ilik omurlar, kaburgalar, sternum ve pelviste bulunur. Dişlerde böyle bir boşluk yoktur. Dişin merkezindeki oda pulpayı içerir; pulpa sinir, damar ve bağ dokusundan oluşur, kan hücresi değil dentin üretimine katılır.

Diş minesi mi kemik mi daha serttir?+

Diş minesi kemikten daha serttir. Mine, insan vücudundaki en sert maddedir ve neredeyse tamamen hidroksiapatit kristallerinden oluşur. Hücre ya da organik bir iskelet içermez. Bu sertliğin bedeli onarım eksikliğidir; mineyi yenileyecek canlı hücreler yoktur. Kemik daha az serttir fakat daha tok bir dokudur, çünkü organik matriksindeki %90 ile %95 tip I kolajen kırılmadan önce esneyebilmesine yardım eder.

Dişler kendi kendini hiç iyileştirebilir mi?+

Dişler kısmen ve yalnızca iç dokular düzeyinde kendini savunabilir. Dentindeki odontoblastlar, çürük ya da travmaya yanıt olarak tersiyer dentin üretebilir ve pulpayı koruyan bir bariyer oluşturabilir. Bu süreç özgün yapının yeniden yapılması değil, savunma yanıtıdır. Mine hiç yenilenmez. Pulpa enfekte olduğunda ya da nekroze olduğunda genellikle kanal tedavisi gerekir; rejeneratif endodonti hâlâ deneysel bir alandır.

Bir sohbetle başlar

Aklınıza takılan bir şey mi var? Hekimimize sorun.

WhatsApp

Hangi tedavi size uygun, emin değil misiniz? Neyiniz var? →